Suriyeli Mültecilerin Sosyal Yaşamı
Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki varlığı, ülkedeki ekonomik darboğaz ve Kuzey Suriye’deki operasyonlarla birlikte hem sosyal hem de siyasi arenada ciddi bir tartışma konusu olmaktadır. Suriyelilerin daha çok sorunlarla ilişkilendirildiği böylesi bir iklimde, Suriyeli mültecilerin sosyal yaşamlarını merkezine alan, boş zamanlarında neler yaptıklarını ve yaptıkları bu aktivitelerinde karşılaştıkları sorunları ele alan bir yazı yazmak ilk başta garip gelebilir, nihayetinde böyle bir çalışma Suriyelilerin hayattan nasıl zevk aldıklarını ve nasıl “eğlendiklerini” odağına almaktadır. Bu bağlamda kendimize sormamız gereken sorulardan biri şu; “Mültecilerin eğlenmeye hakkı var mıdır?” Doktora tezim kapsamında yapmış olduğum çalışmaya ilham veren şey, Suriyeli mülteciler ile ilgili hem sosyal medya hem de gerçek hayatta artan bir şekilde karşılaştığım; “askerlerimiz Suriye’de şehit olurken, Suriyeliler burada keyif yapıyor, sahillerimizde nargile içiyor” söylemi oldu (DHA, 2016; Erdogan-Ozturk & Isik-Guler, 2020; T24, 2018). İncelediğim çoğu araştırmada Suriyelilerin iş hayatında sömürüye, sosyal hayatta ise dışlanmaya maruz kaldığına yönelik veriler olmasına rağmen ortaya çıkan “sahilde nargile içen Suriyeli” kalıpyargısı (stereotype) dikkatimi çekti ve Suriyeli mültecilerin boş zamanlarında neler yaptıklarına dair bir çalışma yapmaya karar verdim.
“Mültecilerin eğlenmesi” sadece Türkiye’de değil, dünyada da pek alışık olunan bir olgu olmadığında olsa gerek ki göçmenlerin boş zaman aktivitelerini (leisure) ele alan çalışmaların yeterli olmadığını görüyoruz (Horolets, 2012; Stodolska, 1998). Örneğin, yapılan bir çalışmaya göre boş zaman aktiviteleri ile ilgili çeşitli dergilerde yayınlanan 3,669 makaleden sadece 12 tanesi göç ve boş zaman aktivitelerini ele almıştır (Hasmi et al., 2014). Var olan çalışmalar ise anlamlı, amaçlı ve yapılmasından zevk alınan boş zaman aktivitelerin mültecilerin geldikleri topluma olan adaptasyon ve entegrasyonundan önemli bir rol aldığını göstermektedir (Stack & Iwasaki, 2009). Boş zaman aktivitelerin entegrasyonda oynadığı rolün önemini gösteren bir başka çalışma ise Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı tarafından entegrasyon sürecini izlemek ve konuyla ilgili etkili stratejiler ortaya koymak geliştirilen İçişleri Bakanlığı 2019 Entegrasyon Göstergeleri Çerçevesi’dir. Bu Çerçeve’de boş zaman aktiviteleri, bu çerçevenin temellendiği önceki çalışmanın aksine temel bir unsur olarak kategorize edilmiştir (Ndofor-Tah et al., 2019). Boş zaman aktivitelerinin, göçmenleri misafir eden ülkenin kültürünü öğrenmesinde, yerli toplumla sosyal ilişkiler geliştirmesinde, dil öğrenimi ve genel refahlarını artırmalarında oynadığı olumlu role dikkat çekilmiştir. Buna göre boş zaman aktiviteleri hem entegrasyonu geliştirmek için bir araç hem de entegrasyonun gerçekleştiğini gösteren bir kanıt olarak öne çıkmaktadır. Bu bakımdan, on yılı aşkındır ülkemizde yaşayan, iyi kötü ekonomik hayata entegre olan Suriyeli mültecilerin gerçek anlamda sosyal ve kültürel entegrasyonu için boş zamanlarında neler yaptıklarına ve burada karşılaştıkları sorunlara bakmak gerekmektedir. Çünkü boş zaman aktivitelerinin ayrımcılığa, etnik ve kültürlerarası gerilimlere ve çatışmalara yol açtığını gösteren çalışmalar da bulunmaktadır (Stodolska, 2015).
Yukarıda bahsettiğim boşluğu doldurmak ve bu anlamda bir farkındalık oluşturmak için çoğunluğu İstanbul’da yaşan farklı sosyal sınıflardan 48 Suriyeli ile bir çalışma yürüttüm. Çalışmanın verisi hem katılımcılar ile yapılan derinlemesine görüşmelerden, hem de katılımcıların evlerine, çalıştıkları yerlere ve sosyalleştikleri kafe ve restoranlar yapılan ziyaretlerden elde edilen gözlemlerden oluşmaktadır. Yapılan görüşmelerde ilk olarak katılımcıların boş zaman aktivitelerinden (leisure)[1] ne anladıklarını, sonrasında hem Suriye’de hem de Türkiye’de ne tür boş zaman aktivitelerini yaptıklarını sordum. Buna göre, boş zaman aktivitelerinin Suriyeli mültecilerin hayatında önemli bir yer işgal ettiğini, bu anlamda katılımcıların kendilerini Türklerden farklı olarak gördüklerini tespit ettik.
Katılımcılar, Türk toplumunun iş temelli bir yaşam sürdüğünü, boş zaman aktivitelerine yeterince önem vermediklerini sıklıkla dile getirmişlerdir. Katılımcıların Suriye’de yaptıkları boş zaman aktivitelerinin daha çok aile temelli olduğunu, bu anlamda aile ve akraba üyeleri ile birlikte zaman geçirebildikleri akraba ziyaretleri, piknik ve kamp gibi aktivitelerin öne çıktığını tespit ettik. Türkiye’de ise benzer aktivitelerde devam ettiğini fakat özellikle de kırsal kesimden gelen katılımcılar için hem aktivitelere katılımın artığını, hem de yapılan aktivite türlerindeki çeşitliliğin artığını gözlemledik. Örneğin, akraba ziyaretlerinin Türkiye’de daha da önemli hale geldiğini, bu durumun oluşmasında ise azınlık psikolojisi ve karşılaştıkları dışlamanın etkili olduğu gördük. Bir diğer dikkat çekici nokta ise Fatih ilçesinin katılımcılar için önemli bir boş zaman alanı olarak ortaya çıkmasıdır. Buradaki Suriyeli kafe, restoran ve marketlerin varlığı, Fatih camii ve ilçenin muhafazakar demografisi; Suriyelilerin kendilerini azınlık hissetmedikleri, dışlanma korkusu olmadan rahatça sosyalleşebildikleri bir ortam yaratmıştır. Örneğin, bazı katılımcılar buraya kendilerine Suriye’yi hatırlattığı için, bazen de sadece etrafta Arapça konuşan insanları duymak için buraya geldiklerini ifade etmişlerdir. Dolayısı ile boş zamanlarınızda neler yapıyorsunuz sorusuna en çok verilen cevap Fatih’e gidiyoruz olmuştur. Fatih bir bakıma Suriye yemeklerini yiyebildikleri, Fatih Camii’nde din kardeşleri ile birlikte ibadet ettikleri ve dışarı çıktıklarında kendileri gibi insanları görebildikleri, bir diğer ifade ile kendilerini “evde” ve “normal” hissettikleri bir yer olmaktadır. Katılımcılar için bir diğer önemli boş zaman aktivitesi ise STK’ların etkinlikleri olmaktadır, katılımcılar bu etkinliklere hem katılımcı hem de gönüllü olarak çeşitli roller almaktadır. Bu hem diğer Suriyelilerle hem de Türklerle bir araya gelebildikleri önemli bir sosyal mecra olmaktadır. Son olarak, katılımcıların genel olarak maaliyeti düşük olan boş zaman aktivitelerini tercih etmek zorunda kaldıklarını gözlemledik. Örneğin, parkta yürüyüş yapmak, deniz kenarına gitmek, evde zaman geçirmek veya akraba ziyaretine gitmek ve sosyal medyada vakit geçirmek gibi faaliyetler tercih edilmektedir.
Suriyeli mülteciler, boş zaman aktivitelerinde çeşitli kısıtlar ile karşılaşmaktadır. Doğal olarak, yerli toplumdan farklı olarak Suriyelilerin mülteci olmalarından kaynaklı kısıtların varlığını gözlemledik. Bu kısıtları, Crawford ve arkadaşlarının (1991) (Crawford et al., 1991) geliştirdiği boş zaman kısıtları modeline göre kategorilere ayırdığımızda, Suriyeli mültecilerin en çok yapısal kısıtlardan etkilendiğini, bunu kişisel ve kişilerarası kısıtların izlediğini tespit ettik.
Sırasıyla incelemek gerekirse, yapısal kısıtlar arasında hukuki durum, toplumsal cinsiyet normları ve dil bilgisinden kaynaklı kısıtların öne çıktığını tespit ettik. Örneğin, hukuki statülerinden dolayı Suriyeli mülteciler kayıtlı oldukları illerin dışına çıkmak için bir izin sürecine tabiler, bu durum gezi veya tatil gibi nedenlerle seyahat özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Örneğin, bir katılımcı yaşadığı bir olayda bir polis memuru tarafından durdurulduğunu ve seyahat nedeninin sorulduğunu aktardı, cevap olarak eğlenmek için olduğunu söylediğinde ise polis memurunun şöyle cevap verdiğini söyledi:
“Hayır, evine git. Senin eğlenmeye ihtiyacın yok. Sen Suriyelisin…” (Zuhair, erkek, orta sınıf).
Benzer şekilde hukuki durumlarından dolayı, legal iş piyasasına ulaşmaları da zor olmaktadır, bu ise gelirlerini etkilemekte ve boş zaman aktivitelerine ayıracakları zaman ve parayı doğrudan etkilemektedir. Bir başka yapısal kısıt ise toplumsal cinsiyet normları olmaktadır. Suriyeli kadınların çoğu boş zaman aktivitelerine toplumsal cinsiyet normları ve rollerinden kaynaklı olarak katılamadığını veya erkelere oranla az katılabildiğini gözlemledik. Örneğin, katılımcıların kendi başlarına evden dışarı çıkamadıklarını, bazı durumlarda ailelerinden şiddet gördüklerini, bazı durumlarda özgürlüklerine kavuşmak için evliliği bir kurtuluş olarak gördüklerine şahit olduk. Bazı Suriyeli kadınların mahalle baskısından dolayı Suriyelilerin olmadığı Kadıköy, Beşiktaş ve Taksim gibi ilçelerde boş vakitlerini değerlendirdiklerini gözlemledik. Son olarak, Türkçe’nin aradan geçen zamana rağmen halen ciddi bir yapısal kısıt olmaya devam ettiğini gördük. Dil eksikliğinin, Suriyelilerin hem iş imkanlarını hem de Türk toplumu ile etkileşimini ciddi şekilde kısıtladığını tespit ettik.
Kişisel kısıtlara baktığımız da ise ayrımcılığın en önemli kısıt olarak öne çıktığını, bunu dindarlık ve savaşın psikolojik etkilerinin izlediğini görüyoruz. Çoğu katılımcının ayrımcılığa uğrarım korkusundan dolayı boş zaman aktivitelerini kıstığını, sorun yaşarım korkusu ile insanlarla etkileşime geçebilecekleri durumlardan kaçındığını tespit ettik. Katılımcılar, özellikle kamusal alanda maruz kaldıkları “bakışlardan” çok etkilendiklerini ifade etmişlerdir.
Örneğin bir baba çocuklarını parka götürmekten kaçındığını çünkü toplu ulaşıma binmek zorunda olduğunu ve burada insanların kendisine “baktığını” ifade etmiştir. Bir başka örnekte çocuğunu parka götüren bir anne çocuğunun Suriyeli olduğu için parkta dışlandığını bu nedenle gitmeyi bıraktıklarını ifade etmiştir. Bazı katılımcılar ise dini nedenlerle bazı aktivitelere katılmadıklarını ifade etmişlerdir. Örneğin hem kadın erkek karışık olması hem de müstehcen sahnelerden dolayı sinemaya gitmediğini ifade eden katılımcılar olmuştur. Benzer şekilde seküler katılımcıların ise muhafazakarların ve Suriyelilerin eğlendikleri alanları tercih etmediklerini gözlemledik.
Son olarak savaşın psikolojik etkileri de bazı katılımcıların sosyal hayattan çekilmelerine, yahut bu aktivitelere katılsalar bile keyif almamasına yol açmaktadır. Ailelerin dağılması, bazı aile ve akraba üyelerinin savaşta ölmesi gibi travmalar ve geleceklerinin aradan geçen on yıla rağmen belirsiz oluşu çoğu aktiviteden keyif almamalarına neden olmaktadır. Kişilerarası kısıtlara baktığımızda ise komşu, aile, akraba ve partner eksikliğinin öne çıktığını görüyoruz.
Katılımcılarımız, Suriye’deki yaşamlarında kendileri için çok önemli olan komşu, aile ve akraba ziyaretlerinin Türkiye’deki hayatlarında zayıfladığını, Türkiye’de komşuluk ilişkilerinin zayıf olduğunu, komşuların kendileri ile görüşmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çoğu katılımcı Türklerle ilişkilerinin yok derecesine indiğini, onlarla arkadaş olmak istediklerini fakat karşılaştıkları olumsuz tepkilerden sonra bundan ümit kestiklerini ifade etmişlerdir. Bu durum, Suriyelilerin sosyalleşmek için yerli halktan ziyade yine kendileri gibi olan Suriyelilere yönelmesine dolayısı ile aynı apartman ve mahallelerde yoğunlaşmalarına yol açmaktadır. Bu durum, uzun vadede gettolaşmaya ve paralel iki toplumun oluşmasına sebep verecektir.
Çalışmada, bu kısıtların her katılımcı tarafından aynı derecede tecrübe edilmediğini, bunu etkileyen sosyal sınıf, hukuki durum ve toplumsal cinsiyet gibi faktörler olduğunu tespit ettik. Yaptığım karşılaştırmalı analizlerde, katılımcıların Suriye’deki sosyal sınıflarının Türkiye’deki yaşam imkanlarını ciddi şekilde belirlediğini gördük. Yüksek gelir grubu veya eğitim seviyende olan kişilerin alt gelir grubundan olan kişilerin karşılaştığı çoğu sorun ile karşılaşmadıklarını, yahut aynı derecede etkilenmediklerini gözlemledik. Dolayısıyla vatandaşlık alabilen, güvenlikli sitelerde yaşayan, gidecekleri yerlere özel arabaları ile gidebilen, düzenli olarak yurtdışı seyahatlerine gidebilen ve yabancı dil bilen Suriyeliler olduğu gibi bodrum katlarında yaşayan, her gün ırkçılığa maruz kalan, iş hayatında sömürülen Suriyeliler de bulunmaktadır. Bu bağlamda boş zaman aktivitelerinin hem entegrasyondaki olumlu rolüne hem de sosyal gerilimlerin ateşlenebileceği boyutunu göz ardı etmeyerek, Türkiye’nin göçmenler ve mülteciler için ciddi bir boş zaman yönetim politikası geliştirmeye ihtiyacı bulunmaktadır.
Dr. Emrah YAĞMURLU
Göç Ve Diaspora Vakfı
Yazarın diğer yazılarına göz atmak için tıklayınız.
Kaynakça
Crawford, D. W., Jackson, E. L., & Godbey, G. (1991). A hierarchical model of leisure constraints. Leisure Sciences, 13(4), 309–320.
DHA. (2016, August 19). Suriyelilerin “nargileli” deniz keyfi. https://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/mersin/suriyelilerin-nargileli-deniz-keyfi-40201160
Erdogan-Ozturk, Y., & Isik-Guler, H. (2020). Discourses of exclusion on Twitter in the Turkish Context:# ülkemdesuriyeliistemiyorum (# idontwantsyriansinmycountry). Discourse, Context & Media, 36, 100400.
Hasmi, H. M., Gross, M. J., & Scott-Young, C. M. (2014). Leisure and settlement distress: The case of South Australian migrants. Annals of Leisure Research, 17(4), 377–397. https://doi.org/10.1080/11745398.2014.948023
Horolets, A. (2012). Migrants’ leisure and integration. Polskie Forum Migracyjne II” Institute of Public Affairs Report, 27.
Ndofor-Tah, C., Strang, A., Phillimore, J., Morrice, L., Michael, L., Wood, P., & Simmons, J. (2019). Indicators of integration framework 2019. OGL: Home Office Migration and Border Analysis Unit.
Stack, J. A., & Iwasaki, Y. (2009). The role of leisure pursuits in adaptation processes among Afghan refugees who have immigrated to Winnipeg, Canada. Leisure Studies, 28(3), 239–259.
Stodolska, M. (1998). Assimilation and leisure constraints: Dynamics of constraints on leisure in immigrant populations. Journal of Leisure Research, 30(4), 521–551.
Stodolska, M. (2015). Leisure, ethnicity, race and migrations. In World Leisure Journal (Vol. 57, Issue 3, pp. 168–172). Taylor & Francis.
T24. (2018). Sahilde nargile içen Suriyelilere tepki gösterdi: Neden ülkenizde savaşmıyorsunuz? T24. https://t24.com.tr/video/sahilde-nargile-icen-suriyelilere-tepki-gosterdi-neden-ulkenizde-savasmiyorsunuz,14843
[1] Her ne kadar Türkçeye boş zaman aktiviteleri olarak çevrilse de, bu aktivite temelli bir tanım olmaktadır ve “leisure” kavramını tam olarak ifade etmemektedir. Leisure sadece boş zamanı ve faaliyetleri ifade etmemektedir, aynı zamanda bir duyguyu da içermektedir.