0
Bağış Yap
Takip Et
TR
Kapat
  • GDV
  • Yayınlarımız
  • Görüş/Analiz
  • Etkinliklerimiz
  • Giriş Yap
Haberler
ALMANYA’NIN GÖÇ SARMALI: Alman Göç Politikasına Genel Bir Bakış
📑 Görüş/Analiz ✍🏼 Av. Emrehan Parlak
04.12.2024

 

ALMANYA’NIN GÖÇ SARMALI:

Alman Göç Politikasına Genel Bir Bakış

Almanya bir göç ülkesidir.[1] Her ne kadar, bu kanıya varılması söz konusu devlet için önemli bir zaman almış olsa da şüphesiz ki, Almanya çok uzun bir süredir göç ülkesidir. Özellikle İkinci Dünya Savaşından itibaren yaşanan gelişmeler art arda sıralandığında işbu hususun hakikate ermekten başka bir çaresi kalmayacaktır.

Tarihi akışta Almanya’nın çeşitli göç akımlarına farklı şekillerde karşılık verdiği ve belirli doğrultuda bir politika geliştirdiği görülmektedir.[2] AB ülkeleri arasında göç hareketliliğinin zirvelerini gören Almanya’nın göç politikalarındaki tarihsel gelişiminin seyri, söz konusu devletin politik kaygılarıyla da paralel gelişmiştir. İlk etapta ulusal / ırksal bir çizgide göç yaklaşımına sahip olan Almanya’nın günümüze doğru geldikçe bu fikirden uzaklaştığından mı yoksa geliştirerek pekiştirdiğinden mi söz edileceği hususu, bir noktada muamma olarak var olacaktır. Özetle, Alman siyaseti göçmenlere ve göç olgusuna geliştirdiği pratik çözümler ile bir ideolojinin resmini ortaya koymaktadır.

Bazı pratik örneklerden yola çıkılarak Alman göç siyasetine tepeden bir bakış sağlamak mümkündür. Daha detaylı ve derinlemesine irdelenmiş bir çalışmada ise söz konusu bu politikaların arka planını görmek daha olasıdır.

TARİHTE GÖÇ VE ALMAN POLİTİKALARI

Başlangıçta ifade etmekte fayda var ki; Almanya, göç olgusu ile tarih boyunca 3 önemli noktada sınanmıştır: Birleşme öncesi dönem, İkinci Dünya Savaşından Petrol Krizine kadarki dönem, Petrol Krizinden Alman bloklarının birleşmesine kadar olan dönem ve günümüz.[3] Göç hareketi tüm bu tarihsel süreçte kontrol altında tutulmaya çalışılmış ve devlet adeta göçün zararlarından muhafaza edilmek istenmiştir.

Söz konusu korumacı bakışı, yaygın kullanımı ile “Secure Borders, Safe Haven” şeklinde ifade etmek oldukça açıklayıcıdır. Bu bakış açısının göçler karşısında tüm dünyanın sahiplendiği, belki açıktan değil ama gizli gizli yürüttüğü bir politika olduğunu söylemek de kaçınılmazdır.[4] Gerçekten de özellikle Almanya siyaseti yakından incelendiğinde cennet devletin, güvenli sınırlardan geçtiği inancı oldukça büyük bir yer kaplamaktadır.

12 milyon etnik Alman’ın göç etmek zorunda bırakıldığı 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde, 1949 yılında Grundgesetz ile zulüm görenler sığınma hakkıyla tanışmıştır.[5] Buradaki gelişmeler neticesinde, etnik olarak Alman olanlar kendi ülkelerine dönebilmiştir. Bu, hem Almanya’nın milliyetçi siyasetini gözler önüne sermekte hem de bu dönemde nüfus artışının istenen düzeyde sağlanamadığını açığa vurmaktadır. Tam olarak bu noktada işgücü anlaşmaları ile birlikte Almanya’nın göçmenler arasında ciddi bir bölümünü kapsayan Türklerin hikayesi başlamaktadır.[6] Yine Almanya’nın koruyucu göç politikasını örneklerle izah etmek maksadıyla şu hususa yer vermekte fayda vardır: Almanya, Türk kökenli göçmenler için çifte vatandaşlık uygulamasının önünü kapamış, vatandaşlık geçişlerini zor koşullara bağlamış ve “Vicdan Testi” gibi insan onurunu zedeleyici uygulamalara yer vermiştir.[7] Buradan anlaşılan şudur ki, Türk kökenli bir kişi Alman vatandaşlığı için Alman kültürünü tam ve noksansız sahiplenmesinin yanı sıra göçmenlikten öyle bir sıyrılmalıdır ki buraya göç ettiği uyruk ülkesiyle olan bağlarını koparmalıdır.

Uluslararası hukukta kabul gördüğü üzere, vatandaşlık gibi bir konuda devletin mutlak yetkisi olduğu bir gerçektir. Fakat bu konuyu biraz daha aydınlatmak için Almanya’nın örneğin iş piyasasında göçmenlere yönelik uygulamalarına değinilebilir. Almanya bir bütün olarak göçmenlere yönelik aşamalı bir uygulama hayata geçirmektedir. Çalışma hayatında da bu durum aynı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Almanlar ve “devlet tarafından sağlanan özel çalışma izni olan ayrıcalıklı yabancılar” için çalışma izni ve çalışma hayatının koşulları bakımından pek de bir sorundan bahsedilemeyecektir. Fakat öte tarafta özellikle üçüncü dünya ülke vatandaşlarının çalışma iznine dahi sahip olmaları oldukça detaylı koşullara bağlanmıştır. Neticede sağlanan çalışma izni de sınırlı ve sürelidir. O kadar ki, üçüncü dünya uluslarından bir kişinin herhangi bir işe girmesi, az önce adı geçen Alman ve ayrıcalıklı yabancıların orada olmamasına bağlı olduğu dahi tespit edilebilmektedir.[8]

Bu gibi zorlayıcı koşullar göçmenlerin ekonomik, psikolojik ve eğitim anlamında geride kalmasına ve başarıyı farklı yollarla elde etme çabasına kadar gitmektedir. Entegrasyon çalışmalarının geride kaldığı ve bunun yerini zorlayıcı- sınırlandırıcı göç politikalarının aldığı bir sistemde göçmenlerin dezavantajlı bir statüye düşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bugün dahi Almanya’da Türklerin veya benzeri pozisyonda olan Pakistanlıların bu noktaya gelmesinde sözde koruyucu yabancı politikaları rol oynamıştır.

Öte yandan belirtmekte fayda var ki, Almanya entegrasyon çalışmalarında ciddi gelişmelere haiz de bir ülkedir. Yukarıda bahsettiğimiz olumsuz hususları bir anlığına geride bıraktığımızda, “misafir işçi” denerek kalıcılıklarının dahi kabul edilmediği ve bu nedenle hiçbir çalışma yapılmadığı dönemi de saymazsak, Almanya, göçmenlerin bir yaşam kurma gayretini fark ettiği anda entegrasyon çalışmalarını genişletmiştir. Örneğin, oluşturulan Ulusal Entegrasyon Planı ile çalışma, eğitim öğretime, istihdama ve kültürel entegrasyon konusunda ciddi bir yoğunlaşma meydana gelmiştir.[9] Bu kapsamda kurslar düzenleyen Alman Hükümeti bu kursları ülke çapında yaymış ve zorunlu hale getirmiştir.

Söz konusu entegrasyon kurslarında belli başlı bazı hususlar yer almaktadır. Bunların en önemlileri elbette Alman değerlerinin ve kültürünün öğretilmesi ile göçmenlerin Almanca dil bilgisini belli bir düzeye ulaştırılmasıdır.[10] Özellikle Almanya’da belli bir süreden fazla kalacağı kesin olan göçmenlerin Almancayı iyi düzeyde bilmesi beklenmektedir.

Her ne kadar, tüm bu çalışmalar göçmenlerin bir kısmı tarafından “asimilasyon çalışması” olarak görünüyor olsa da özellikle bu kadar milliyetçi bir hükümetin böyle bir çabaya girmesi anlamlandırılabilir durmaktadır. Böylece Almanya’da yaşayan Almanlar ile ayrıcalıklı yabancıların, sözde üçüncü dünya uluslarından gelen göçmenler ile birlikte yaşamasının orta noktası aranmıştır.

Almanya, göç meselesiyle sürekli olarak sınanmaya devam eden bu uğurda ciddi ve karmaşık bir yabancılar hukuku / politikası inşa etmiş bir devlet olarak karşımızda durmaktadır. Fakat göç meselesinin ciddiyeti ve zorluğu da gerçekten hafife alınmayacak bir meseledir. Michael Walzer’a göre yurttaşların, yurttaş olmayanlar ve yabancılar üzerindeki tahakkümü, muhtemelen insanlık tarihindeki en barbar despotluk biçimidir.[11]

Almanya da bu meselelere karşı birçok Avrupa ülkesi ile benzer bir refleks geliştirmiş ve iki şekilde karşılık vermiştir: 1) Polisiye ve güvenlik tedbirleri yoluyla ülkelere girişlerde göçmenlere sıkı kontrol ve seçme mekanizmaları inşa etmek; (2) Yasalar yoluyla göçmenlere yönelik olarak hakları farklılaştırmak ve tabakalı hale getirmek.[12]

Grundgesetz’in (Temel Yasa) ilk maddesinin ilk cümlesi “Die Würde des Menschen ist unantastbar.” diye başlar: İnsan onuru dokunulmazdır. Böylesi bir başlangıç ile yasa inşasına girişen bir hukukun, yabancı – göçmen – yurttaş ayrımı (?) yaparken en üst mertebede tuttuğu insan onurunu her fırsatta hatırlaması olağan ve beklenendir.

 
Av. Emrehan Parlak
Göç Ve Diaspora Vakfı

 Yazarın diğer yazılarına göz atmak için tıklayınız.

Kaynakça

Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1409–1423.

Güllüpınar, Fuat. "Almanya’da Göçmen Politikaları ve Türkiyeli Göçmenlerin Trajedisi: Yurttaşlık, Haklar ve Eşitsizlikler Üzerine." Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 14, no. 1 (2014): 1–16.

Morris, Lydia. "New Labour's Community of Rights: Welfare, Immigration and Asylum." Journal of Social Policy 36, no. 1 (2007): 39–57.

Sachverständigenrat für Integration und Migration (SVR) gGmbH. Migration und Integration: Entwicklungen von 2019–2024. Zahlen und Fakten zum SVR-Jahresgutachten 2024. Berlin: Neue Promenade 6, 10178, 2024.

[1] Sachverständigenrat für Integration und Migration (SVR) gGmbH. Migration und Integration: Entwicklungen von 2019–2024. Zahlen und Fakten zum SVR-Jahresgutachten 2024. Berlin: Neue Promenade 6, 10178, 2024. S.1

[2] Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1411

[3] Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1411

[4] Güllüpınar, Fuat. "Almanya’da Göçmen Politikaları ve Türkiyeli Göçmenlerin Trajedisi: Yurttaşlık, Haklar ve Eşitsizlikler Üzerine." Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 14, no. 1 (2014): 1

[5] Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1412

[6] Sachverständigenrat für Integration und Migration (SVR) gGmbH. Migration und Integration: Entwicklungen von 2019–2024. Zahlen und Fakten zum SVR-Jahresgutachten 2024. Berlin: Neue Promenade 6, 10178, 2024.

[7] Güllüpınar, Fuat. "Almanya’da Göçmen Politikaları ve Türkiyeli Göçmenlerin Trajedisi: Yurttaşlık, Haklar ve Eşitsizlikler Üzerine." Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 14, no. 1 (2014): 7

[8] Güllüpınar, Fuat. "Almanya’da Göçmen Politikaları ve Türkiyeli Göçmenlerin Trajedisi: Yurttaşlık, Haklar ve Eşitsizlikler Üzerine." Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 14, no. 1 (2014): 9

[9] Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1415

[10] Altan, Hale Nur, ve Muhammet Musa Budak. "İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Almanya Göç Politikalarının Dönüşümü." Gaziantep University Journal of Social Sciences 22, no. 4 (2023): 1416

[11] Morris, Lydia. "New Labour's Community of Rights: Welfare, Immigration and Asylum." Journal of Social Policy 36, no. 1 (2007): 39–57.

[12] Güllüpınar, Fuat. "Almanya’da Göçmen Politikaları ve Türkiyeli Göçmenlerin Trajedisi: Yurttaşlık, Haklar ve Eşitsizlikler Üzerine." Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 14, no. 1 (2014): 3

 

 

 

 

 

İlgili haberler
Tümünü gör
Suriye Saha Gözlem Raporu Yayınlandı
Suriye Saha Gözlem Raporu Yayınlandı
Göç ve Diaspora Vakfı'nın Bilgi Üretimi ve Yayınları Başkanlığı tarafından hazırlanan “Suriye Saha Gözlem Raporu ” kamuoyuna sunuldu
Makale, Rapor, Suriye
31.12.2024
Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu Yayınlandı
Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu Yayınlandı
Göç ve Diaspora Vakfı'nın Bilgi Üretimi ve Yayınları Başkanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu” kamuoyuna sunuldu
Makale, Rapor, Suriye
29.12.2024
Suriyeli Mültecilerin Sosyal Yaşamı
Suriyeli Mültecilerin Sosyal Yaşamı
📑 Görüş/Analiz ✍🏼 Dr. Emrah YAĞMURLU
DrEmrahYAĞMURLU, Makale
17.12.2024