0
Bağış Yap
Takip Et
TR
Kapat
  • GDV
  • Yayınlarımız
  • Görüş/Analiz
  • Etkinliklerimiz
  • Giriş Yap
Haberler
Göçmenleri Diaspora Gözüyle Okumak
📑 Görüş/Analiz ✍🏼 Recep Seyyar
28.11.2024

GÖÇMENLERİ DİASPORA GÖZÜYLE OKUMAK

Göç insanlık tarihi boyunca, her dönem ve coğrafyanın tekraren şahitlik ettiği bir olgudur. Savaş, kıtlık, eğitim, ekonomik gereklilikler vb. farklı sebeplerle, doğup büyüdükleri vatanlarını terk ederek yeni bir mekânda hayata tutunma gayretindeki insanlar göçmen olarak tanımlanır. Kendi ana vatanıyla olan bağlarını da koruyarak, bulunduğu yerdeki imkân ve gücüyle, kendi ana vatanıyla olan bağını güçlendirme gayretinde olan kişi ve topluluklar ise diaspora olarak tanımlanır.

 

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre dünyadaki göçmen varlığı 2022 yılı itibariyle 281 milyona ulaşmış ve dünya nüfusunun %3,6’sını oluşturmaktadır. ABD merkezli araştırma şirketi Gallup’un 2015-2017 yılları arasında 152 ülkede yaptığı araştırmaya göre dünyada 750 milyon insanın bir fırsat bulması durumunda başka bir ülkeye göç etmek istediği görülmektedir. Yapılan çalışmaya göre 160 milyon kişi ABD, 47 milyon kişi Kanada, 42 milyon kişi Almanya, 6 milyon kişi de Türkiye’ye göç etmek istemektedir. Aynı şirketin 2021 yılında 122 ülkede yaptığı araştırmaya göre ise imkân bulabilirse başka bir ülkeye göç etmek isteyenlerin oranı yetişkin nüfusun %16’sı (yaklaşık 900 milyon)’ a çıktığı görülmektedir. Bu tablo dünyadaki göçmen varlığının artık tüm dünya için kabul edilmesi gereken bir gerçeklik olduğu ve göçmen hareketliliğinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini göstermektedir.

 

Göçmen varlığı tarih boyunca her ülke için bir yandan problem ve tehditler içerirken, diğer taraftan güç ve fırsatlar içerir. Yükselen her medeniyet göçmen varlığının güç ve fırsatlarına odaklanarak bu varlığı ortak bir gelecek yolunda değerlendirerek yükselmiştir. Selçuklu, Osmanlı, ABD tecrübesi bu konuda ilk akla gelen örneklerdir. Türkiye’nin sahip olduğu göçmen varlığını diaspora gözüyle görerek değerlendirmesi ve bu varlığın ekonomik, ticari, siyasi, diplomatik alandaki güçlerinden faydalanılması Türkiye’nin küresel bir güç olması yolunda oldukça önemli bir fırsattır.

 

Diaspora olgusu uzun bir dönem Türkiye’de, Yahudi diasporasının ABD’deki lobi gücü ve Ermeni diasporasının Avrupa- ABD’deki Türkiye aleyhine yürüttüğü lobicilik faaliyetleri etrafında duyulan bir kavramdı. Fakat son dönemde, özellikle Avrupa’daki Türk Diasporası ile ilgili çalışmalar bu kavrama yeni bir anlam ve zemin kazandırmıştır. Arap Baharı sonrası dönemde Türkiye bölge ülkelerinden gelen yoğun göçmen hareketliliği ile karşı karşıya kalmıştır. Yeni gelen göçmen grupları içinde birçok farklı ülkeden siyasetçi, akademisyen, kanaat önderi, iş insanı artık Türkiye’de yaşamaya başlamış ve kendi ana vatanıyla ilgili çalışmalarını Türkiye merkezli olarak yürütmektedir. Türkiye’de kurdukları sivil toplum kuruluşları ile insani yardım, eğitim, strateji ve düşünce üretimi gibi birçok alanda faaliyet yürüten bu diaspora grupları Türkiye Cumhuriyeti için yeni bir tecrübe olarak ortaya çıkmıştır.

 

İnsan toplulukları göçmen tanımlaması ile görüldüğünde kriz ve riskler üzerinden değerlendirilmekte ve eğitim sorunu, dil sorunu, iskan problemleri, demografik tehditler akla gelen ilk gündem maddeleri olmaktadır. Aynı insan topluluklarını diaspora olarak değerlendirmeye başladığınızda ise güç ve fırsatlar üzerinden farklı bir değerlendirme noktasına odaklanılmakta ve ekonomik güç, ticari ilişki ağı, diplomasi imkânı, uluslararası ilişki fırsatları gibi konular öne çıkmaktadır. Türkiye özellikle son 13 yıldır karşı karşıya kaldığı göçmen varlığını bugüne kadar “göç” kavramı çerçevesinde tartışmış ve mevcut politikalarını da bu düzlemde yaşanan krizler ve tehdit algıları üzerine inşa etmiştir.  Türkiye bir taraftan dünyanın her bölgesinde günden güne sayısı artan büyükelçilikler, Yunus Emre Enstitüsü, YTB, TİKA, Maarif Vakfı faaliyetleri ile tüm dünya için cazibesi yükselen bir güç olarak çekim merkezi haline gelmiştir. Tüm bu politikalar ile artan Uluslararası Öğrenci varlığı, düzenli göçmen hareketliliği, yükselen turist sayılarının Türkiye için faydası; son yıllarda ekonomik zorluklar yaşayan topluma anlatılamamış ve yanlış bilgiler üzerine inşa edilen kurgulanmış göçmen düşmanlığı önce toplumu, sonra bürokrasi ve siyaseti, en son olarak da akademi dünyasını etkisi altına almıştır. Artık Türkiye’de göç meselesinin gerçekliği konuşulamaz hale gelmiş ve Türkiye’den ayrılan veya gönderilen her yabancının, ülkemize içeride ve dışarıda vereceği zararlar görmezden gelinerek politika üretilme noktasına varılmıştır. İçerideki yabancı varlığını ve yabancı hareketliliğini azaltma hedefli bu politikalar ile her türlü göçmen grubu için Türkiye’de yaşam adım adım zorlaştırılmıştır. Bu durum Türkiye’deki çeşitli ülkelerden gelmiş Uluslararası Öğrenciler, iş insanı, siyasetçi, bilim insanı gibi nitelikli göçmen gruplarını da etkilemiş ve 100 binlerle ifade ettiğimiz insan Türkiye’den ayrılarak farklı ülkelere gitmeyi tercih etmiştir.

 

Küresel bir güç olma yolundaki Türkiye hedeflerine ulaşmak için güçlü bir ekonomi, nitelikli insan kaynağı, çok çeşitli ve yaygın bir ilişki ağına sahip olmak durumundadır. Bu hususta rakibi olan ülkeler incelendiğinde tüm dünyadaki insan varlığı ve ekonomik varlıkları değerlendirdikleri ve bu varlıklardan daha fazla faydalanabilmek için ilişki ağlarını tüm dünyada birbirleriyle rekabet edercesine inşa ettikleri görülmektedir. Küresel bir güç olmak isteyen hiçbir ülkenin bunu dışarıya kapalı ve sadece kendi kaynaklarından faydalanarak başarması mümkün değildir. Gerek tarihte yükselen medeniyet örnekleri gerekse bugün ki dünyada yaşanan rekabet ortamında yükselen güçler incelendiğinde bunu görmek mümkündür. Türkiye iç politik zemini yeniden küresel güç olma yolundaki hedeflerine yönlendirmeli ve gerek iç gerekse dış politikasını bu düzlemde bir uyum içinde inşa etmelidir.

 

Bu bağlamda göç politikamız da Türkiye’nin ekonomik gücü ve yetişmiş insan gücünü artıracak bir yöntemi inşa etmek üzere yeniden değerlendirmeli ve iç politika ürünü olarak yürütülen kısıtlayıcı göç politikalarının küresel iletişim aygıtlarıyla tüm dünyadaki ilişki ağımıza zarar verdiği göz önüne alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki Türkiye’de istemediğimiz ve gitmesi için uğraştığımız her bir göçmen Suriye’de ve Libya’da askerimizle birlikte teröre karşı savaşan veya Yemen’de, Sudan’da, Somali’de, Astana’da, Afganistan’da ve bilumum kriz bölgelerinde masadaki diplomatlarımızın yanındaki müttefiklerimizin akrabasıdır, komşusudur, arkadaşıdır, soydaşıdır, hemşerisidir. Dolayısıyla Türkiye’de bir göçmene veya herhangi bir yabancıya; kötü muamelede bulunan, ötekileştiren, aşağılayan, hakaret eden, yok sayan kim varsa aslında farkında olarak veya olmayarak; Türkiye’nin faydalanmakta olduğu ekonomik varlıktan Türkiye’yi mahrum etmek isteyenlere hizmet ediyor, Türkiye’nin faydalanması muhtemel nitelikli insan kaynağının Türkiye ile olan bağlarına zarar veriyor, farklı coğrafyalardaki müttefiklerimizle aramızdaki ilişkinin bozulmasına zemin hazırlıyor demektir.

 

Göç ve Diaspora Vakfı olarak; bürokrasiden siyasete, akademiden sokaktaki her bir ferde kadar tüm Türkiye’yi göçmenleri diaspora gözüyle okumaya davet ediyoruz. Çünkü ancak o zaman dünyadaki birçok ülkeden Türkiye’yi tercih edip burada bizimle yaşamak isteyen bu insanların ülkemize sağladığı faydaları görmeye başlar; küresel bir güç olma yolculuğumuzda bize sağlayacakları güç ve fırsatları değerlendirme imkânı bulabiliriz. Bu doğrultuda vakfımızca hazırlanan “Türkiye Göçmen Hareketliliği (2016-2023) raporunda da vurgulandığı üzere Türkiye’deki sığınmacı varlığının geleceklerini öngörebilecekleri bir statüye taşınması ve özellikle Türkiye’de doğup, büyümüş, eğitim görmüş genç neslin üretim çağına geldiklerinde bu ülkenin büyümesine katkı sunacak ve kendi geleceklerini bu ülkenin geleceği ile birlikte görebilecekleri göçmenlik statüsünün önünün açılması ile bu güç ve fırsatlardan faydalanmamızın önündeki en önemli engellerden birini kaldırmış olacağız.

 

Recep Seyyar
Göç Ve Diaspora Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Yazarın diğer yazılarına göz atmak için tıklayınız.

 

 

İlgili haberler
Tümünü gör
Suriye Saha Gözlem Raporu Yayınlandı
Suriye Saha Gözlem Raporu Yayınlandı
Göç ve Diaspora Vakfı'nın Bilgi Üretimi ve Yayınları Başkanlığı tarafından hazırlanan “Suriye Saha Gözlem Raporu ” kamuoyuna sunuldu
Makale, Rapor, Suriye
31.12.2024
Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu Yayınlandı
Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu Yayınlandı
Göç ve Diaspora Vakfı'nın Bilgi Üretimi ve Yayınları Başkanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye'den Suriye'ye Geleceğin İnşası: Eğitim Raporu” kamuoyuna sunuldu
Makale, Rapor, Suriye
29.12.2024
Suriyeli Mültecilerin Sosyal Yaşamı
Suriyeli Mültecilerin Sosyal Yaşamı
📑 Görüş/Analiz ✍🏼 Dr. Emrah YAĞMURLU
DrEmrahYAĞMURLU, Makale
17.12.2024